Bad decisions make good stories yani.

"rakıyı sensiz içeyim diye, köprüyü yalnız geçeyim diye..
küllenip biteyim diye, sevdirdin kendini biliyorum..”

gaye su akyol - biliyorum

"the times we had
oh, when the wind would blow with rain and snow
were not all bad
we put our feet just where they had
had to go, never to go…

the shattered soul
following close but nearly twice as slow
in my good times
there were always golden rocks to throw
at those who
those who admit defeat too late
those were our times, those were our times.

and I will love to see that day
that day is mine
when she will marry me outside
with the willow trees
and play the songs we made
they made me so
and I would love to see that day
her day was mine…”

postcards from italy by Beirut

hastayım dediğinde bir erkek,
kıyamam, kendine dikkat olur mu’dan öteye geçemeyen kısa mesaj budalaları..

artık havalar soğudu, sıkı giyin bak diyen yapmacık ağızları
dişleriyle birlikte asıyorum tutumsuz davranışlar vestiyerine…
gelemeyecek kadar meşgul olan sevgililerin
rol icabı kısa mesajla verdikleri o unutulmaz sadakat sözleri, siktirin gidin..

sonra hastayım dediğinde bir kadın,
aklına neyin var demekten önce regl olma ihtimalini birinci plana koyup
işimiz haftaya kaldı planlarını yapan bacak arası kuklaları..

demişler ki dünya kadar malınız olacağına fındık kadar,
yok küfür yok
yüreğiniz olsun diyecektim…

köpeğinizi gezdirir gibi elini tutup gezdirdiğiniz ve
beni seviyor, ne dersem yapar düşüncesinde seviyorum dediğiniz adamlar
bir haftada kıvama gelir ya da iki birayla dediğiniz kadınlar
ilk günden oldukça yol katedip samimiyetin amına koyanlar 
ve siz,

hepiniz…
aynı telefondan aynı mesajları kaç farklı numaraya gönderdiniz kimbilir,
kaç kılığa girdiniz, kaç kez şekil değiştirdiniz,

siktir edin,
nasıl olsa kimse bilmiyor..

Ananızın amına kadar yolunuz var bayan…
Çift kişilik zannettiğiniz dünyanızın içinde bir parmaklık yerim olabilir.
Hiçbir şeyim…
Daha kötüsünü de görmüş olabilirim ama lolilop cümleleriniz beni hep deli etti bayan…
Fantezi için tasarlanmış balyajlı saçlarınız, tahrik etmek üzere yaptığınız o davranışlarınız, piyasanın üzerinde bir egoyla sigara tutuşunuz var.
Altı üstü bir isimden öte değilken; sulanmış bütün uzuvlarınızla ve tahrike açık panolarınızla değerini taşıyorsunuz sokakların… galibi sizsiniz.
Üç cümle öteye gidemeyen bacaklarınız daha anlamlı değil şu mavilikten..

Değer siz, piyasa siz, amaç siz.. 
Bayan, ananızın amına kadar yolunuz var…

varsın.

"Şuan hiçbirşey karalamadan bir yazı yazıcam. Ben sürekli kaygının olduğu yerlerden geldim huzur tamamen soru işaretiydi. Sürekli olasılıkları hesaplamak zorunda kaldım. Bu yükü kucagına bırakabilceğim kimse olmadı. Hep kendi omuzlarımda taşıdım birçok şeyi. Umarım bundan sonraki hayatında yeni yaşlarında sen bütün yüklerini başka birinin kucagına bırakabilirsin. Tüm hafifliğinle durgun ve sonsuz bir suya yürüyebilirsin. Önün uçsuz bucaksız deniz olur. Bütün kaygılı soruları arkanda bırak ki geri çekemesinler seni. Arınmışlığa yürü. Deniz adeta sana gelsin. Gerçekliği asla sorgulayamayacağın bir yaşın olsun. Ben gerçekten İYİ Kİ doğdum diyebil her yaş gününde. Tekrar iyi ki doğdun.
Floransadan bolca selamlar.”

iyi ki varsın, iyi ki tanımısım.
dimi?

iyi ki.

26 haziran bir persembe gunu dunyaya gozlerimi acmisim mesela..

babam halı sahada mac yaparken, maci birakip dogumuma gitmis bir de üstüne..

cok ugrastırmamısım, sabaha karsı 04.00 sularında dünyaya gelmisim iste, üstünden iki düzineden fazla sene gecmis birde..

bugun benim dogum günüm, kimisi icin iyi ki varım kimisi icin bilmiyorum.

"iyi ki"lerimiz eksik olmasın.

neyse,

"you’re holding on for life
holding on for life, love
holding on for life..”

lessons

”of lessons learned, of lessons learned
of bridges burned, of bridges burned
this time ı’ll do things differently
this time ı’d like to need you less

ı’m struggling, ı’m struggling
ı’ve given in, ı’ve given in
this time ı’ll keep an overview
this time ı’ll keep away from you

of lessons learned, of lessons learned
of bridges burned, of bridges burned
this time ı’ll do things differently
this time ı’d like to need you less

ı’m struggling, ı’m struggling
ı’ve given in, ı’ve given in
this time ı’ll keep an overview
this time ı’ll keep away from you”

sohn - lessons

1+1 ?

Sevilmek istiyorsunuz, çok sevilmek.
Biri gelsin ve sizi süreklilikle sevsin istiyorsunuz.
Size şiirler yazsın, merak etsin, gün aydın olsun ve iyi geceler istiyorsunuz.
Aptalca sırıtarak mesajlastigin kisi olmak istiyorsunuz.
Ansızın geliyor biri ve belki sevmeye basliyor sizi.
Size şiirler yazıyor, okumuyorsunuz.
Size mesajlar atıyor, cevap vermiyorsunuz.
Merak ediliyorsunuz, bilmiyorsunuz.
Siz, sizi kim sevsin istiyorsunuz ?
Siz ne kadar sevebiliyorsunuz ve nasıl?
Sevilmek istiyorsunuz, ve biri gelip sizi hiç sevilmediğiniz yerlerden seviyor, o kişi tarafından sevilmek istemiyorsunuz ve sonuç; sevemiyorsunuz.
Ki; Bir kere bir, en çok bu durumda etmiyorki iki..

i think of you
i haven’t slept
i think i do
but i don’t forget
my body moves
goes where i will
but though i try my heart stays still
it never moves
just won’t be left
so my mouth waters, to be fed
and you’re always in my head
you’re always in my head
you’re always in my head
you’re always in my head

you’re always in my head…
always in my… you’re always in my.

this, i guess, is to tell you you’re chosen out from the rest